Yeni aldığınız bir cep telefonunun birkaç yıl sonra güncelleme aldıkça yavaşladığını, bataryasının aniden tükenmeye başladığını ya da en sevdiğiniz beyaz eşyanın garanti süresi biter bitmez tamir edilemez bir arızayla çöp olduğunu fark ettiniz mi? Bu durum ne yazık ki bir tesadüf veya şanssızlık değil. Aksine, modern üretim ve pazarlama stratejilerinin merkezinde yer alan, sistematik olarak kurgulanmış bir yöntem ve Planlı Eskitme olarak tanımlanıyor.
Sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi kavramlarını konuştuğumuz günümüzde, planlı eskitme hem çevrenin hem de tüketicinin üzerine yıkılan çok büyük bir gizli maliyet. Peki, bu mekanizma nasıl çalışır, şirketler neden bu yola başvurur ve geçmişten günümüze kamuoyuna yansıyan en büyük skandallar nelerdir?
Şirketler Neden Kendi Ürünlerinin Ömrünü Kısaltır?
Planlı eskitme; bir ürünün henüz tasarım ve üretim aşamasındayken, kullanım ömrünün bilerek ve isteyerek sınırlandırılması stratejisidir. Ürünün belli bir süre sonra işlevini yitirmesi, tamirinin imkansız ya da yeni bir ürün almaktan daha pahalı hale getirilmesi veya psikolojik olarak modasının geçtiği hissinin yaratılması hedeflenir.
Şirketlerin bu yönteme başvurmasının temel nedeni, kesintisiz tüketim döngüsünü korumaktır. Eğer bir üretici sonsuza kadar çalışan bir ampul ya da 20 yıl sorunsuz çalışan bir telefon üretirse, pazardaki doyum noktasına ulaşır ve tekrar satış yapamaz. Şirketler finansal büyüme baskısı, sürekli kârlılık beklentisi ve hissedar talepleri doğrultusunda kaliteyi ve dayanıklılığı değil, satış frekansını optimize ederler.
Eskitmenin 4 Farklı Yüzü
Planlı eskitme tek bir yöntemle uygulanmaz; teknoloji ve tüketim alışkanlıklarına göre farklı biçimlerde karşımıza çıkar:
Sistemik/Fonksiyonel Eskitme: Ürünün fiziksel parçalarının zayıf malzemeden üretilmesidir.
Yazılımsal Eskitme: Cihazın donanımı sağlam olmasına rağmen, gönderilen güncellemelerle performansının düşürülmesi ya da yeni işletim sistemlerinin eski cihazları desteklememesi.
Psikolojik (Algısal) Eskitme: Ürünün çalışmasında sorun olmamasına rağmen, hızlı değişen tasarım ve trendler aracılığıyla tüketicide elimdeki eski ve yetersiz algısı yaratılması. (Her yıl çıkarılan ve sadece minik tasarım değişiklikleri içeren akıllı telefonlar gibi.)
Tamir Edilebilirliğin Engellenmesi: Ürünlerin kasalarının açılmasını engelleyen özel vidalar kullanılması, yedek parça satışının kısıtlanması veya bataryaların gövdeye yapıştırılması, bir çamaşır makinesinde kolayca değiştirilebilecek bir rulmanın, tambura sabitlenerek tüm mekanizmanın tamir edilemez hale getirilmesi.
Tarihten 3 Eskitme Skandalı
Planlı eskitme yeni bir kavram değildir; sanayi devriminden bu yana şirketlerin gündeminde olan ve zaman zaman dev davalara konu olan bir uygulamadır. Aşağıda üç örnek derledik.
1. Phoebus Karteli (1924): Tarihin İlk Belgeli Planlı Eskitme Skandalı
Planlı eskitmenin bilinen ilk ve en meşhur örneği 1920'lerde yaşandı. Osram, Philips ve General Electric gibi dönemin dev ampul üreticileri bir araya gelerek Phoebus Karteli’ni kurdu. O dönemde ortalama 2.500 saat yanabilen ampullerin ömrü, kartel kararıyla zorunlu olarak 1.000 saate indirildi. 1.000 saatten uzun ömürlü ampul üreten fabrikalara para cezaları kesildi. Amaç, satış hacmini yapay olarak artırmaktı.
2. Apple Batterygate Skandalı (2017)
Yakın tarihin en büyük yazılımsal eskitme skandalı Apple cephesinde yaşandı. Şirket, eski iPhone modellerini (iPhone 6, 6S, SE vb.) gönderdiği iOS güncellemeleriyle bilerek yavaşlattığını kabul etmek zorunda kaldı. Apple bunu "eskiyen bataryaların cihazı aniden kapatmasını önlemek" amacıyla yaptığını savunduysa da, durumun tüketiciden gizlenmesi ve insanları yeni telefon almaya yönlendirmesi büyük bir tepki topladı. Apple, ABD ve Avrupa'da açılan toplu davalar sonucunda milyonlarca dolar tazminat ödemeyi kabul etti.
3. Yazıcı Markalarının Mürekkep ve Sayfa Limiti Cezaları
Epson, Canon ve HP gibi yazıcı üreticileri, kartuşların içinde henüz mürekkep varken cihazın mürekkep bitti uyarısı vermesi veya yazıcı içine koydukları çip ile belirli bir sayfa sayısına ulaşıldığında cihazı kilitledikleri gerekçesiyle başta Fransa olmak üzere birçok ülkede soruşturma geçirdi. Fransa'da planlı eskitme suç sayıldığı için bu üreticilere ciddi yaptırımlar uygulandı.
Bu Çarkı Neden Kırmalıyız?
Planlı eskitme, yüzeysel olarak ekonomik canlılık yaratıyor gibi görünse de uzun vadede hem gezegen hem de toplum için tam bir yıkım. Her yıl milyonlarca ton elektronik atık (e-atık) çöplüklere gidiyor. Bu cihazların içindeki ağır metaller ve plastikler toprağa ve su kaynaklarına karışıyor. Bir cihazı üretmek için harcanan nadir toprak elementleri, lityum, bakır ve büyük miktardaki su, ürünün ömrü kısa tutulduğunda doğrudan israf edilmiş oluyor. Bireyler, aslında yıllarca kullanabilecekleri ürünler için sürekli olarak yeniden bütçe ayırmak zorunda bırakılarak finansal olarak zarara uğratılıyor.
Tamir Etme Hakkı (Right to Repair)
Neyse ki dünya bu gidişata karşı sessiz kalmıyor. Avrupa Birliği ve ABD'deki birçok eyalet, Tamir Etme Hakkı (Right to Repair) yasalarını yürürlüğe koymaya başladı. Bu yasalar; üreticilerin yedek parçaları en az 10 yıl boyunca erişilebilir kılmasını, ürünlerin kolay açılabilir tasarlanmasını ve tamir kılavuzlarının kamuoyuna açık olmasını zorunlu kılıyor.
Sürdürülebilir bir gelecek için tüketim hızımızı düşürmek kadar, sahip olduğumuz ürünlerin uzun ömürlü olmasını talep etmek de en temel tüketici hakkımız ve ekolojik sorumluluğumuz.
Kaynakça
Krasny, C. (2012): The Light Bulb Conspiracy (Comprar, tirar, comprar) – Phoebus Karteli ve planlı eskitme tarihi üzerine belgesel ve akademik inceleme.
European Parliament Research Service (EPRS): Planned obsolescence: Exploring the issue and proposing solutions (AB Planlı Eskitme ve Tamir Hakkı Raporu).
U.S. Federal Trade Commission (FTC): Nixing the Fix: A Report on Repair Restrictions (Tamir kısıtlamaları ve tüketici hakları üzerine FTC raporu).
Journal of Cleaner Production: Planned obsolescence and the circular economy: A review of hardware and software strategies in consumer electronics.