Enerjiyi Üretiyoruz Ama Kullanamıyoruz: Verimlilik Neden Asıl Mesele?

Enerjiyi Üretiyoruz Ama Kullanamıyoruz: Verimlilik Neden Asıl Mesele?

Bugün yaşadığımız enerji krizinin önemli bir kısmı, hangi kaynağı kullandığımızdan çok daha temel bir soruyla ilgili: Ürettiğimiz enerjinin ne kadarını gerçekten kullanabiliyoruz? 

Gerçek şu ki, dünyada üretilen enerjinin büyük bir bölümü, daha bize ulaşmadan sistemin içinde kayboluyor ya da gerçekten ihtiyacımız olan zamanlarda ona ulaşabilmemiz için yeterli teknolojiye sahip değiliz. İşte enerji verimliliği tam olarak bu kaybı azaltmakla ilgili. Bu hafta Enerji Verimliliği Haftası vesilesiyle üretilen enerjinin verimlilik yolculuğuna bir göz atmak istedik.

Enerji Verimliliği Ne Demek?

Enerji verimliliği, aynı sonucu daha az enerjiyle elde etmek, üretilen enerjiyi optimum şekilde kullanabilmek anlamına geliyor. Yani mesele enerjiyi nasıl daha akıllı kullanacağımız.

Uluslararası Enerji Ajansı’na göre bugün dünya genelinde üretilen enerjinin yaklaşık yüzde 60’ı, nihai kullanıma ulaşamadan kayboluyor. Bu kayıpların önemli bir kısmı, enerjinin üretildiği aşamada yaşanıyor. Yani enerji verimliliği sadece evde lambayı kapatmakla ilgili değil; çok daha büyük bir resmin parçası.

Enerji Neden Daha Üretilirken Kayboluyor?

Özellikle kömür, doğalgaz gibi fosil kaynaklı enerji üretiminde sorun daha en başından başlıyor. Bu santrallerde elektrik üretimi doğrudan değil, dolaylı bir süreçle gerçekleşiyor. Ham madde yakılıyor, su ısıtılıyor, buhar elde ediliyor ve en sonunda elektrik üretiliyor.

Bu süreçteki temel problem, ısı enerjisinin tamamının elektriğe çevrilememesi olarak çıkıyor karşımıza. Fizik kuralları gereği, fosil yakıtlar kullanan santrallerde enerjinin yaklaşık %40-60'ı sadece ısı olarak yok oluyor. Yani üretilen enerjinin yarısından fazlasını, daha kullanılamadan kaybediyoruz.

Bununla da bitmiyor. Ham maddeler yer altından çıkarılırken, kamyonlarla taşınırken ve depolanırken de ilave enerji tüketiliyor. Yani hayatımızın her alanında kullandığımız elektriği üretmek için, önce ciddi miktarda başka enerji harcamak zorundayız.

Yenilenebilir Enerji Bu Tabloyu Değiştirebilir mi?

Yenilenebilir enerji, bu noktada önemli bir fark yaratıyor. Güneş ve rüzgâr enerjisi üretirken yakıt yakılmadığı için, fosil yakıtlardaki gibi büyük ısı kayıpları yaşanmıyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının üretim sırasındaki başlangıç kaybı %0 ile %5 arasında. Bu da üretimin ilk aşamasında çok daha temiz bir süreç anlamına geliyor. 

Ancak yenilenebilir enerjinin de sınırları var. Güneş panelleri gelen enerjinin ortalama yüzde 20-23’ünü, rüzgâr türbinleri ise yüzde 35-45’ini elektriğe çevirebiliyor. Yani burada da teknik kayıplar var ama öncelikle ele almamız gereken asıl mesele bu değil.

Asıl mesele, yenilenebilir enerjinin doğaya bağlı olması. Güneş varsa, rüzgar eserse üretim var, yoksa üretim de duruyor. Bugün üretilen enerjiyi büyük ölçekte ve uzun süre depolamak hâlâ zor ve pahalı. Bu yüzden yenilenebilir enerji tek başına sistemi ayakta tutmaya henüz yetmiyor, hala sürekli çalışan kaynaklara ihtiyacımız var.

Gerçek Çözüm Ne?

Ne sadece kömürü kapatmak yeterli, ne de her yere güneş paneli koymak. Her alanda olduğu gibi bu alanda da asıl çözüm, enerjiye bütün bir sistem olarak bakmak. Daha fazla enerji üretmek yerine, üretilen enerjinin boşa gitmesini önlemek gerekiyor. Enerji verimliliği bu yüzden bu kadar kritik. 

Yenilenebilir enerjinin depolanabilmesi için daha iyi batarya teknolojileri ya da farklı depolama yöntemleri, enerjiden en yüksek verimi almak için doğru yerde doğru ham madde ile enerji üretimi, binaların iyi bir şekilde yalıtımlandırılması, eski sistemleri yenilemek, ısıtma-soğutma optimizasyonu gibi iyileştirmelerle enerji verimliliğini artırmak mümkün. Bu sayede yeni santraller kurmadan da büyük kazanımlar elde edilebiliyor. 

Uluslararası Enerji Ajansı’na göre enerji verimliliği önlemleri, küresel karbon salımını azaltmak için en hızlı ve en düşük maliyetli yöntemlerden biri. Yani görünmeyen ama etkisi çok büyük bir çözümden bahsediyoruz.

Bu Dönüşümün İçinde Kim Var?

Enerji verimliliği sadece devletlerin ya da büyük sanayi kuruluşlarının konusu değil. Şehirler, şirketler ve bireyler bu zincirin parçası. Bireysel tercihler tek başına sistemi değiştirmez ama talep yaratır. Talep değiştiğinde yatırımlar, teknolojiler ve politikalar da değişir.

Bu yüzden enerji verimliliği, herkesin küçük katkılarla dahil olabildiği nadir dönüşüm alanlarından biri.

Bugün yaşadığımız enerji sorunlarının büyük bölümü, enerji kıtlığından değil; enerjiyi verimsiz kullanmamızdan kaynaklanıyor. Yenilenebilir enerji çok önemli ama tek başına yeterli değil. Gerçek dönüşüm, enerji verimliliğiyle birlikte geldiğinde mümkün.

Daha fazla üretmek yerine daha az kaybettiğimizde, enerji meselesi gerçekten çözülmeye başlıyor.

Kaynakça

  • International Energy Agency (IEA) – Energy Efficiency Report
  • World Energy Council – Energy Efficiency and Energy Transition
  •  U.S. Department of Energy – Thermal Power Plant Efficiency
  •  Avrupa Komisyonu – Energy Efficiency Explained
  •  T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı – Enerji Verimliliği Yayınları
visamaestromastercardtroy