Green Friday Nedir?

Green Friday Nedir?

Green Friday, yani Yeşil Cuma. ABD’den topraklarımıza ulaşan Kara Cuma’nın yeşille yıkanmış versiyonu mu, yoksa tüketim çılgınlığına karşı koyduğumuz bir tavır mı? 

Kasım ayının son haftası yaklaşırken fiziki ve online mağazaları bir telaş alıyor. “Sepette %50!”, “Sınırlı sayıda. Şimdi al, yoksa kaçırırsın!”, “Black Friday çılgınlığı”. Tüm dünyanın bizi bir şeyler satın almaya ikna etmeye çalıştığı bir dönem bu. Amerika Birleşik Devletleri’nde Şükran Günü’nün ertesi gününden doğan bu gelenek, yıllar içinde öyle bir büyüdü ki, neredeyse evrensel bir tüketim festivali haline geldi.

Ama işte tam bu noktada, insanların “Bir dakika, bu iş biraz fazla abartılmadı mı?” dediği bir karşı hareket doğdu: Green Friday. Sakin, alçak sesli, iddiasız görünen ama aslında tüketim kültürünün temellerine ince ince çomak sokan bir gün.

Peki Green Friday nedir, nereden çıktı, neden bu kadar değerli? Gelin birlikte inceleyelim. 

Black Friday’ın Karanlık Hikâyesi

Green Friday’i tam olarak anlayabilmek için önce Black Friday’i anlamamız gerek. Black Friday aslında 1960’larda ABD’de polislerin, Şükran Günü sonrası alışveriş trafiğinin yarattığı kaosu “black” kelimesiyle ifade etmesiyle yayılıyor. Zamanla bu günün etrafında büyük indirimler, geceden çadır kuran tüketiciler, mağaza kapılarının açılmasıyla yaşanan izdiham, yaralanma videoları derken devasa bir kültürel ritüel ortaya çıkıyor.

2023’te sadece ABD’de 9,8 milyar dolarlık online satış yapıldığı açıklanmıştı (Adobe Analytics). Avrupa’da da benzer bir durum var: İngiltere’de Black Friday haftasında e-ticaret hacmi %18 artıyor. Hal böyle olunca şirketler bu gün için özel koleksiyonlar üretmeye, mağazalarını erken saatlerde açıp geç saatlerde kapatmaya, stok şişirmeye, hatta hızlı tüketim için ucuza üretebildikleri ürünler çıkarmaya başlıyor.

İşin yine görünmeyen bir tarafı da var:

  • Black Friday haftası kargo trafiği %30–40 artıyor.
  • İade edilen ürünlerin önemli bir kısmı tekrar satışa sunulamıyor (Özellikle tekstilde).
  • Paketleme ve plastik atık miktarı sezonun en yüksek noktasına çıkıyor.
  • Fazla üretim, satış dönemi sonrası çöpe giden ürün miktarını artırıyor.

Başka bir deyişle satış oranları arttıkça beraberinde gelen atık da, ortaya çıkan karbon da aynı oranda artıyor.

Green Friday Kimin “Artık yeter!” Demesiyle Başladı?

Green Friday’ın çıkış noktası Buy Nothing Day, yani Hiçbir Şey Satın Almama Günü. 2015 yılında bu günden ilham alarak başlatılan, bilinçsiz alışveriş alışkanlıklarının olumsuz sonuçları konusunda farkındalık yaratmayı amaçlayan bir hareket. Ana hedef şirketlere kızmak değil; daha çok şu soruyu sordurmak:

“Gerçekten ihtiyacımız olmayan şeyleri satın almaya neden bu kadar teşvik ediliyoruz?

Bu hareket hızlı bir şekilde Avrupa’ya yayılıyor. Özellikle Fransa, Belçika, Almanya ve İskandinav ülkelerinde insanlar Black Friday’da alışveriş yapmamak için birbirini teşvik ediyor. Bazı markalar o gün satış bile kapatıyor.

Örneğin:

  • Patagonia, 2011’de Black Friday gelirlerinin %100’ünü çevre örgütlerine bağışlayarak tarihe geçiyor.
  • Decathlon, Fransa’da Black Friday yerine onarım atölyeleri düzenliyor.
  • IKEA, “Buy Back Friday” ile eski eşyaları geri alıyor.
  • İngiltere’de bazı küçük işletmeler “Make Friday Green Again” hareketine katılarak o gün sadece onarım ve tamir hizmeti veriyor.

Green Friday böyle böyle büyüyor; tüketim hızını yavaşlatmayı, farkındalığı artırmayı ve insanları daha bilinçli seçimlere yönlendirmeyi hedefleyen global bir karşı kültüre dönüşüyor.

Peki Green Friday Ne Diyor?

Green Friday, Black Friday gibi “alışveriş yapma günü” değil; tüketimi yeniden biçimlendirmek için bir adım atma günü. Hiçbir şey satın alma diyerek baskılayan, agresif bir söylem değil. Tam aksine düşünerek al, daha uzun ömürlü al, yerelden al, dönüştür ve onar’ı öğütleyen, günlük hayatta dikkatimizi dağıtan tüm uyarıcıların arasında bize nazik bir hatırlatıcı olma görevini üstlenmiş bir hareket.

Yani her zaman olduğu gibi meselemiz tüketimi ve tüketeni şeytanlaştırmak, kızmak, ayırmak değil; tüketirken bilinçli olmayı bir kez daha hatırlamak, bilinçsiz tüketimi yavaşlatmak ve her şeye rağmen çabayı kutlamak.

Green Friday Neden Yararlı?

Fazla Üretimi Frenliyor

Her tüketim kararı, aslında şirketlere bir talep sinyali gönderiyor. Farkında olmadan “Siz üretin, ben alıyorum” demiş oluyoruz. Green Friday ise “Ben bunu düşünerek alıyorum, sen de düşünerek üret.” diyor.

İade Çılgınlığını Azaltıyor

İade edilen ürünlerin özellikle tekstilde %60’a yakını tekrar satışa konulamıyor. Green Friday doğrudan bunu hedef alıyor: “Bilinçli al, doğru al.”

Karbon Ayak İzini Düşürüyor

Black Friday haftasında lojistik kaynaklı karbon emisyonu dünya çapında %30 oranında artıyor (ShipStation & UNCTAD). Green Friday, tek pakete düşürme, iade azaltma, uzun ömürlü ürün seçme gibi davranışları teşvik ederek karbonu ciddi şekilde azaltabiliyor.

Bu kasımın son cuması inanılmaz indirimlerin arasında gezinirken kendinize şunu sorun:

“Tüketim mi beni kontrol ediyor, ben mi tüketimi kontrol ediyorum?”

 Sepete eklemeye karar verdiğinizde bir an durup düşünün:

-Gerçekten lazım mı?

-Uzun ömürlü mü?

-Onarılabilir mi?

-Çevreye yük olur mu?

-Yarın da almak isteyecek miyim?

Eğer bu soruları cevaplayarak alışverişinizi tamamladıysanız, tebrikler! Artık siz de Green Friday hareketinin bir parçasısınız. 🌱

Kaynakça

  • Envie & Make Friday Green Again (2017), Green Friday hareketi duyurusu.
  • Adobe Analytics (2023), Holiday Shopping Trends Report.
  • UNCTAD (2023), Sustainable Logistics & Shipping Emissions.
  • Fashion Revolution (2023), Global Supply Chain Waste Analysis.
  • Patagonia Press Releases (2011–2022), çevre bağış programları.
  • Trendyol Insights (2024), Kasım Alışveriş Davranışları.
visamaestromastercardtroy