Dünya 4,5 milyar yaşında. Bu devasa zaman dilimini anlamak için jeologlar tarihi devirlere ayırıyorlar. Dinozorların yok olduğu, buzulların eridiği o milyonlarca yıllık dönemlerin her birinde, değişimi tetikleyen şey doğanın kendi dinamikleriydi: Yanardağ patlamaları, göktaşı çarpmaları veya tektonik hareketler. Ancak bugün, bilim dünyası çok çarpıcı bir gerçeği kabul ediyor: Artık jeolojik zamanı değiştiren güç doğa değil, biziz. İşte bu yüzden son 11.700 yıldır içinde olduğumuz Holosen devrinden çıkıp, Antroposen (İnsan Çağı) adını verdiğimiz, kontrolün tamamen insana geçtiği yeni bir döneme girdik.
Jeologlar bir çağın bittiğini kanıtlamak için yer kürenin katmanlarında fiziksel bir işaret ararlar; buna Altın Çivi denir. Antroposen’in altın çivisi için tartışmalar sürse de adaylar oldukça ürkütücü:
Radyoaktif İzler adaylardan biri. 1950’lerdeki nükleer denemelerden kalan plütonyum izleri, artık kutup buzullarından okyanus tabanlarına kadar dünyanın her katmanında kalıcı bir imza gibi duruyor. Teknofosiller ise bir diğer aday. Geleceğin arkeologları fosilleşmiş dinozor kemiği yerine, plastik katmanları, beton blokları ve alüminyum parçaları bulacaklar.
Antroposen aslında 18. yüzyıldaki Sanayi Devrimi ile kıvılcımlandı, ancak asıl patlama 1950’lerden sonra yaşandı. Bilim insanları buna "Büyük Hızlanma" diyor. Nüfus artışından su tüketimine, gübre kullanımından turizme kadar her şeyin grafiği bir anda dikey bir hal aldı. Doğanın yenilenme hızı, bizim tüketim hızımızın tozunda kaldı.
Bu, Antroposen’in en garip ve çarpıcı verilerinden biri. Bugün dünyada aynı anda yaşayan yaklaşık 23-25 milyar tavuk var. Bu, dünyadaki tüm yabani kuş türlerinin toplamından çok daha fazla. Bilimsel araştırmalar (Royal Society Open Science), Antroposen’in en belirgin biyolojik imzasının, endüstriyel hayvancılık nedeniyle her yere yayılan ve fosilleşen tavuk kemikleri olacağını öngörüyor!
Dünyanın biyosferi (canlı yaşamı) yaklaşık 1 trilyon ton ağırlığında. İnsanoğlunun inşa ettiği yollar, binalar, makineler ve çıkardığı atıkların toplam ağırlığına ise Teknosfer deniliyor. 2020 yılı itibarıyla teknosferin ağırlığı, dünyadaki tüm canlıların toplam ağırlığını resmi olarak geçti. Artık beton ve çeliğin ağırlığı, ağaçların ve canlıların ağırlığından daha fazla.
Antroposen, bize gezegenin 9 kritik eşiği (iklim değişikliği, okyanus asitlenmesi, biyolojik çeşitlilik kaybı vb.) olduğunu hatırlattı. Bu eşiklerin bir kısmını çoktan aştık. Bu çağ, insanın sadece bir tüketici değil, biyosferin işleyişini değiştiren bir ekosistem mühendisi olduğunun tescilidir.
Antroposen bize şunu söylüyor: Attığımız her adım, seçtiğimiz her nesne ve kurduğumuz her sistem artık dünyanın jeolojik kaydına işleniyor. Yani insanlar olarak artık jeolojik bir güç haline geldik. E madem jeolojik güç biziz, neden bu gücü tüketmek/yok etmek yerine yaşatmak için kullanmayalım?
Steffen, W., et al. (2015): "The Trajectory of the Anthropocene: The Great Acceleration." Anthropocene Review.
Zalasiewicz, J., et al. (2019): "The Anthropocene as a Geological Time Unit." Cambridge University Press.
Global Institute of Sustainability:"Technosphere: The weight of the human-made world."