Selam! Bugün kütüphanelerimizin kapısını aralıyoruz. Bir yanda o kokusuyla mest olduğumuz, yaşlandıkça sararan kağıt baskılar; diğer yanda binlerce kitabı incecik bir tablete sığdıran dijital dünya...
Peki sürdürülebilirlik terazisine koyduğumuzda hangisi daha ağır basıyor? Cevap beklediğiniz kadar siyah-beyaz değil. Gelin bu hafta okuma alışkanlıklarımızın doğadaki ayak izini beraber hesaplayalım.
Fiziksel kitap denince hepimizin aklına kesilen ağaçlar geliyor. Evet, bir kitabın üretimi ağaç, su ve enerji gerektirir. Ancak kağıt, eğer sürdürülebilir ormanlardan geliyorsa (FSC sertifikalı kağıtlar gibi) aslında yenilenebilir bir kaynaktır.
Asıl mesele, o kitabın size ulaşma yolculuğunda saklı, yani lojistikte. Ağır bir nesneyi bir yerden bir yere taşımak, ciddi bir yakıt tüketimi ve karbon salımı demektir. Kitaplar ağırdır. Matbaadan depoya, depodan evinize gelene kadar yaktığı mazot ve taşınırken kullanılan kargonun, dolgu malzemesinin, ambalajın atığı, bazen doğada o kağıdın kendi üretiminden daha fazla iz bırakır.
E-kitap okuyucular ilk bakışta hiç ağaç kesilmiyor dedirttiği için çok masum duruyor. Ama bu cihazların üretimi ciddi bir enerji ve hammadde hikayesi barındırır.
Cihazın içindeki lityum pil ve çipler için dünyanın öbür ucunda madenler kazılıyor. Ortalama bir e-kitap okuyucunun üretim aşamasındaki karbon ayak izi, yaklaşık 30 ila 50 fiziksel kitabın toplamına eşit. Yani bir cihaz aldığınızda, doğaya "Ben şimdiden 40 kitaplık kredi kullandım" demiş oluyorsunuz.
Dijital okumanın aslında çok çevreci olduğu bir süper gücü var: Sıfır Lojistik. Fiziksel bir kitabı sipariş ettiğinizde yola çıkan kurye motorlarını, o paketi saran balonlu naylonları ve kolileri düşünün. E-kitapta karbon ayak izi, ekranınıza düşen bir veri paketinden ibarettir.
Eğer siz;
İşte o zaman e-kitap okuyucu, doğa için kağıttan çok daha hafif ve akılcı bir tercihe dönüşür. Mesele ekranda mı kağıtta mı okuduğunuz değil, o cihazın hakkını verip vermediğiniz.
Biz bu blogda kitaplar ve e-kitaplar arasında bir karşılaştırma yaptık ancak dünyayı en en az seviyede yormak istiyorum diyorsanız kitap okuma alışkanlığınızı sürdürülebilir kılmanın daha farklı yolları da var tabi ki.
En çevreci kitap, zaten basılmış olandır. Yeni basım kitap ya da e-kitap okuyucu satın almak yerine sahaflardan ya da ikinci el uygulamalarından daha önce okunmuş kitaplar alıp okuyabilirsiniz. Böylece o kitabı raftan kurtarıp hayata döndürmüş olur, hiçbir kaynak harcamadan bilginin sürdürülmesini sağlarsınız. Ayrıca hikayesi olan bir kitaba sahip olursunuz.
Bir başka sürdürülebilir kitap okuma yolu da kitapları satın almak yerine ödünç almaktır. Paylaşım ekonomisinin zirvesi kütüphaneler bunun için biçilmiş kaftan. Bir kitabın 100 kişi tarafından okunması, karbon ayak izini 100’e bölmek demek.
Bir e-kitap okuyucunuz varsa, onu bozulana dek kullanın. Yeni modeli çıktı diye eskisini rafa kaldırmak e-okuyucuların tüm sürdürülebilirlik iddialarını bir anda silip atmak için yeterli ne yazık ki. Kağıt kitap okuyorsanız da yukarıdaki önerilerimizin yanında arkadaşlarınızla değiş-tokuş etmek ya da okuduğunuz eski kitapları bir kitap alma/bırakma noktasına (Sürdür’ün mağazasında olduğu gibi :) bırakmak verebileceğimiz önerilerden.
Aslında büyük resme baktığımızda mesele kağıt ya da ekran değil; mesele bizim tüketim hızımız ve alışkanlıklarımız. Eğer az okuyorsanız kağıdın kokusundan vazgeçmeyin; çok okuyorsanız dijitalin hafifliğini seçmenizde yarar var.
Mutlu ve hafif okumalar!