8 Mart’ta sosyal medya akışın nasıl olacak? Muhtemelen her yer çiçek bahçesi, güçlü kadın sloganları havada uçuşacak, markalar logolarını pembeye boyayacak ve her köşeden bir indirim kodu fırlayacak. Peki, 9 Mart sabahı o pembe logolar eski rengine döndüğünde kadınların dünyasında ne değişecek?
Bugün, sürdürülebilirliğin sadece yeşil kısmıyla değil, etik ve sosyal kısmıyla ilgileniyoruz ve masaya yeni bir kavram yatırıyoruz: Pinkwashing yani Pembe Aklama.
En basit haliyle Pinkwashing; bir markanın kadın haklarını, meme kanseri farkındalığını veya toplumsal cinsiyet eşitliğini, aslında bu konularda gerçek bir adım atmadan sadece bir pazarlama malzemesi olarak kullanmasıdır.
Yani vitrinde "Kadınlar dünyayı değiştirir" yazarken, arka tarafta bambaşka bir senaryonun dönmesi halidir.
Bir markanın gerçekten mi destek olduğunu yoksa sadece aklama mı yaptığını anlamak için şu soruları sormak gerekiyor:
Cam Tavanlar ve Maaşlar: Marka, 8 Mart’ta kadın hakları mesajı verirken; yönetim kurulunda hiç kadın var mı? Kadın çalışanlarına, aynı işi yapan erkek meslektaşlarıyla aynı maaşı veriyor mu?
Üretim Bandındaki Görünmez Kadınlar: Reklam filminde modern şehirli kadına "kendi ayaklarının üzerinde dur" diyen o markanın tişörtlerini, dünyanın öbür ucunda günde 14 saat çok düşük ücretlere çalışan kadınlar mı dikiyor?
Sadece Mart Ayı Duyarlılığı: Eğer bir marka yılın 364 günü kadın emeğine veya haklarına dair hiçbir şey yapmayıp, sadece 8 Mart haftasında pembelere morlara bürünüyorsa; bu bir destek değil, bir satış stratejisidir.
Dünyada bunun çok çarpıcı örnekleri yaşandı. Örneğin; meme kanseri farkındalığı için "pembe kurdeleli" ürünler satan bazı kozmetik devlerinin, o ürünlerin içine meme kanseri riskini artırdığı bilinen kimyasallar (paraben, fitalat gibi) koyduğu ortaya çıktı.
Veya 8 Mart’ta eşitlik mesajı atan dev teknoloji şirketlerinin, kadın çalışanlarının doğum izni veya terfi süreçlerinde ayrımcılık yaptığına dair açılan milyon dolarlık tazminat davaları… İşte Pinkwashing’in en ironik ve üzücü hali bu.
Derdi sadece ürün satmak değil, o ürünün arkasındaki sistemi de temiz tutmak olan, eşitlik söyleminde samimi markaları tespit etmek ve alışveriş yapmak bile gösterebileceğimiz basit bir duruş. Bir markayı desteklemeden önce şunlara bakabiliriz:
Süreklilik: Bu marka bu konuyu sadece özel günlerde mi hatırlıyor?
Şeffaflık: Üretim zincirinde kimler var? Kadın kooperatiflerini mi destekliyor yoksa sadece vitrin mi süslüyor?
Samimiyet: Mesajı verenle, işi yapan aynı değerlere mi sahip?
Gerçek destek, pembeye boyanmış bir logo değil; adil bir maaş, güvenli bir çalışma ortamı ve her gün devam eden bir saygıdır.
Tamamı kadınlardan oluşan bir ekip olarak Dünya Kadınlar Günümüzü kutlarız! Maya Angelou’nun da dediği gibi “Bir kadın, ne zaman kendi sesini duyurmak için ayağa kalksa, planlamamış bile olsa, tüm kadınlar için de ayağa kalkmış olur.”.