Sürdürülebilirlikte Çirkin Gerçekler: Greenwashing’in Yeni Nesil Hileleri

Sürdürülebilirlikte Çirkin Gerçekler: Greenwashing’in Yeni Nesil Hileleri

Bugün biraz sinir bozucu ama bir o kadar da göz açıcı bir konuya girişiyoruz. Hani bazen markette bir ürün görüp "Vay be, doğayı ne kadar çok düşünüyorlar!" diyerek vicdan rahatlığıyla sepete atıyoruz ya... İşte o anların bir kısmında aslında çok profesyonel ve yeşil bir şekilde kandırılıyoruz.  

Buna Greenwashing yani Yeşil Aklama diyoruz. Bu kavram son dönemlerde hepimizin aşina olduğu bir kavram haline geldi ama artık taktikler değişti. Eskiden sadece ambalajı yeşile boyayıp üzerine bir "doğa dostu" etiketi yapıştırmak yetiyordu. Şimdi ise şirketler, sürdürülebilirlik algısıyla oynamak için akılalmaz, hatta bazen komedi filmlerini aratmayan yöntemlere başvuruyorlar. Gelin, "Bunu da mı yapmışlar?" dedirten o yeni nesil hilelere yakından bakalım.

Kağıt Şişenin İçindeki Sürpriz Plastik

Geçtiğimiz yıllarda çok meşhur bir kozmetik markası, "Dünyayı kurtarıyoruz!" nidalarıyla kağıt şişede bir ürün çıkardı. Dışı bildiğiniz karton, üzerinde de "Bu şişe kağıttan yapılmıştır" yazıyor, buraya kadar her şey harika. Ama meraklı bir kullanıcı o kağıdı kestiğinde gerçek açığa çıktı: Kartonun içinde, incecik de olsa bildiğimiz plastik bir şişe vardı!

Şirketin savunması daha da ilginçti: "Plastiği %60 azalttık." Kabul, plastik kullanımını %60 azaltmak da kutlamaya değer bir gelişme ama pazarlamayı buna yönelik yapmak yerine "Bu bir kağıt şişedir" yazmak, birine vegan burger satıp içine çok az yumurta akı koyduk demeye benziyor. Oysa plastik kullanımı konusunda şeffaf bir anlatım benimsense, bilinçli tüketici eminiz ki az çok demeden markayı kutlar ve cesaretlendirirdi. Üzülerek görüyoruz ki bunun gibi küçük oyunlar hem sürdürülebilirlik kavramına, hem markalara yarardan çok zarar getiriyor.

Geri Dönüştürülmüş Ama Hangisi?

Bazı dev hazır giyim markaları, "Geri dönüştürülmüş polyesterden üretilmiştir" etiketleriyle rafları dolduruyor. Aslında ilk gördüğümüzde çok çevreci geliyor. Sonuçta plastik en çok atık çıkardığımız malzeme ve geri dönüştürülme oranı dünya çapında oldukça az. Ne güzel, çıkan atıklar devasa çöplüklerde ya da doğada çürümeye bırakılmıyor diye düşünüyoruz. Buradaki tehlike şu; markalar, o meşhur etiketi basabilmek için yeterli atık plastik bulamadıklarında, hiç kullanılmamış, fabrikadan yeni çıkmış tertemiz pet şişeleri satın alıp, onları parçalayıp kumaşa dönüştürüyorlar. Bunu neden yapıyorlar? Çünkü kullanılmış, kirlenmiş ve çöpten toplanmış plastiği temizleyip kumaş yapmak hem zor, hem pahalı. Oysa sıfır şişeyi parçalamak tertemiz ve ucuz bir hammadde kaynağı.

2021 yılında Avrupa'da yapılan araştırmalar ve bazı çevre örgütlerinin raporları (örneğin Changing Markets Foundation), tekstil devlerinin kullandığı geri dönüştürülmüş plastik hammaddesi talebinin, toplanan atık plastik miktarını geçtiğini ortaya koydu. Bazı tedarikçilerin, sadece bu talebi karşılamak ve markalara sertifika verebilmek için banttan yeni çıkan binlerce şişeyi doğrudan parçalama makinelerine gönderdiği belgelendi. Bu hile yüzünden dünyadaki plastik üretimi azalmıyor, aksine geri dönüştürülmüş etiketi basabilmek için plastik üretimi dolaylı yoldan desteklenmiş oluyor.

Geri Getir, Dünyayı Kurtar

Hemen hemen her büyük hazır giyim mağazasının girişinde artık o meşhur "Eski kıyafetlerini getir, geri dönüştürelim, sana da indirim çeki verelim" kutularını görüyoruz. Kulağa şahane geliyor: Marka sorumluluk alıyor, biz atıklardan kurtuluyoruz, dünya kazanıyor.

Peki gerçekler? Son yıllarda yapılan bağımsız araştırmalar (örneğin Changing Markets Foundation ve Bloomberg’in yaptığı takip çalışmaları), bu kutulara bırakılan kıyafetlerin izini sürdü. Sonuç ne mi oldu? Kıyafetlerin çok küçük bir kısmının geri dönüştürüldüğü, büyük bir kısmının ise kamyonlarla ve gemilerle Afrika’ya (örneğin Gana) veya Güney Amerika’ya (Şili’deki Atacama Çölü) gönderildiği ortaya çıktı.

Buradaki iki çirkin gerçek karşımıza çıkıyor;

Atık İhracatı: Markalar geri dönüşümle uğraşmak yerine, bu atıkları ikinci el kıyafet adı altında yoksul ülkelere satıyor. O ülkeler bu devasa tekstil çöplüğüyle başa çıkamayınca, kıyafetler ya nehirleri tıkıyor ya da açık havada yakılarak zehirli gaz yayıyor. (Atık ihracatı ile ilgili daha detaylı bilgi için “Atık Ticaretinin Faturası Kime Kesiliyor? blogumuzu da okuyabilirsiniz.)

Tüketim Tuzağı: Marka sana o indirim çekini vererek aslında "Eskisini bize verip vicdanını rahatlattığına göre, şimdi git ve yepyeni bir şey al" diyor. Yani sistem atığı azaltmıyor, tam tersi daha fazla satış yapmak için geri dönüşümü bir pazarlama aracı olarak kullanıyor.

Peki, Biz Nasıl Kanmayacağız?

Greenwashing yapanlar çok yaratıcı olabilir ama biz de bilinçli tüketiciler olarak biraz şüpheciyiz. Şunlara dikkat etmekte fayda var:

  • Belirsiz Kelimeler: "Doğal", "Eko-dostu", "Yeşil" gibi kelimeleri kullanan ama pratikte bir karşılığı olmayan, havada kalan markalara şüpheyle yaklaşın.
  • Sertifikaları Sorgulayın: Logodaki her yaprak bir sertifika değildir. Ecocert, Global Organic Textile Standard (GOTS), B Corp gibi uluslararası geçerliliği olan mühürleri arayın ya da üretim ve tedarik zincirini şeffaf olarak görebileceğiniz yerel üreticiye yönelin.
  • Bütünü Görün: Bir marka bir yandan "ürdürülebilir koleksiyon çıkarırken diğer yandan haftada binlerce yeni model üreten hızlı moda canavarlığına devam ediyorsa, orada bir samimiyet sorgulaması yapmak şart.

Sürdürülebilirlik bir pazarlama taktiği değil, bir hayatta kalma meselesi aslında. Şirketler bu kavramların altını boşaltıp bizim iyi niyetimizi bir satış stratejisine dönüştürmeye çalışabilir; ama biz sorguladıkça, bu hilelerin raf ömrü de kısalacak. Yeşil aklamaları tespit etmeye ve mükemmel olmasa da gerçekten sürdürülebilirliğe hizmet etmeye çalışan markalara destek olmaya devam etmemiz dileğiyle! 

Kaynakça

  • Changing Markets Foundation. (2022). Synthetics Anonymous: Fashion brand addiction to fossil fuels.
  • TerraChoice. (2010). The Sins of Greenwashing: Home and Family Edition.
  • European Commission. (2021). Screening of websites for ‘greenwashing’: half of green claims lack evidence.
  • Zero Waste Europe. (2023). The myth of biodegradable plastics.
visamaestromastercardtroy