Tıraşın Siyasi ve Ekolojik Tarihi

Tıraşın Siyasi ve Ekolojik Tarihi

Banyonuzdaki jilet kutusunun üzerini hiç dikkatlice okudunuz mu? Üzerinde büyük ihtimalle "Turbo Flex 5 Bıçaklı Ultra Kayganlaştırıcı Şeritli Matrix Pro" gibi bilim kurgu filmlerinden fırlamış tamlamalar göreceksiniz. Yanında da muhtemelen pırıl pırıl parlayan ama aslında en fazla bir-iki hafta sonra çöplüğü boylayacak renkli plastik parçaları duruyor.

Şimdi gelin, zamanı biraz geriye saralım ve bir an olsun duralım. Nasıl oldu da dedelerimizin ömür boyu tek bir krom ya da pirinç makineyle, sadece minik metal jiletleri değiştirerek hallettiği basit bir sabah ritüeli olan tıraş; günümüzde kocaman bir plastik atık yığınına ve her ay maaştan düzenli haraç kesen fahiş bir bütçe kalemine dönüştü?

Cevap ne yazık ki insanlığın daha pürüzsüz bir cilt arayışında değil. Cevap, modern tüketim dayatmasının tıkır tıkır işleyen ve hepimizi yavaşça ağına düşüren pazarlama illüzyonlarından birinde gizli.

Dahi Bir İş Adamının Bıçak ve Jilet Tuzağı

Hikaye 20. yüzyılın başlarında, King Camp Gillette adında oldukça hırslı bir girişimciyle başladı. Gillette, pazarlama dünyasının yönünü sonsuza dek değiştiren bir strateji geliştirdi. İktisat literatürüne doğrudan Gillette Modeli (Razor and Blades Business Model) olarak geçen bu fikir aslında son derece basitti: Ana ürünü yani tıraş makinesini müşteriye neredeyse maliyetine, hatta zararına sat ama insanları sürekli satın almak zorunda kalacakları, sadece senin üretebildiğin patentli yedek bıçaklara bağımlı kıl.

Bu fikir ilk başta kulağa sadece bir ticaret hamlesi gibi gelse de işin seyri Birinci ve İkinci Dünya Savaşları ile tamamen değişti. Amerikan ordusu, milyonlarca askere cephede hızlı ve pratik tıraş olabilmeleri için bu kullan-at jilet setlerini dağıttı ve savaştan dönen milyonlarca erkek, banyolarında ömürlük bir makine tutmak yerine kapağı açıp çöpe atmanın kolaylığına alıştı. Böylece tıraş, bir öz-bakım ritüeli olmaktan çıktı ve hızlıca halledilip çöpe atılan bir tüketim nesnesine dönüştü.

Daha Fazla Bıçak = Daha İyi Tıraş mı?

1970’lere geldiğimizde ise plastik sanayisi büyük bir patlama yaşadı. Petrol türevi plastikler hem ucuz hem de esnekti. Diğer markalar da kartuşlu plastik tıraş bıçaklarını banyolarımıza soktukça rekabet çığrından çıktı. Tüketiciye de sürekli yeni bir şey sunmak gerektiği için bıçak sayıları artırıldı. Tek bıçakla başlayan ürün iki bıçağa çıktı. Daha sonra “Üç bıçak daha az tahriş eder” denildi. Derken dört, beş, hatta altı bıçaklı, titreşimli, ışıklı, kendi kendine dönen fantastik başlıklar pazarlanmaya başlandı. Bu ürünler öyle bir pazarlandı ki, bıçakların cilt üzerinde süzülüşünü izleyen herkes ürünün gerekliliğine ikna oldu.

Peki, gerçekte durum neydi? İlk bıçak tüyü çeker ve havaya kaldırır, arkasından gelen diğer bıçaklar tüyü deri seviyesinin tam altında keser. Birden çok bıçağın işlevi ve yararı hep bu şekilde anlatıldı. İlk duyduğumuzda mantıklı da geliyor, ancak kesilen kıl tekrar uzamaya çalıştığında derinin altına saplanıp kalıyor. Günümüzde insanların en çok şikayet ettiği batıklar, kırmızı noktalar ve tıraş yanığı hissi tam olarak bu daha çok bıçak=daha iyi tıraş pazarlamasının eseri. 

Çöplükte Yüzyıllarca Yaşayan Bıçaklar

İşin bir de sürdürülebilirlik tarafı var tabii. Bugün dünya çapında her yıl yaklaşık 2 milyar kullan-at tıraş bıçağı ve plastik kartuş doğrudan çöpe gidiyor.

"E geri dönüşüyorlar canım, ne olacak?" diyorsanız ne yazık ki yanılıyorsunuz. Bu kartuşlar plastik gövde, kauçuk tutma yerleri, nemlendirici bantlar ve metal bıçakların birbirine preslenmesiyle üretildiği için ayrıştırılamıyor. Yani geri dönüşüm tesislerinin yanından bile geçemiyorlar. Doğrudan çöp sahalarına, oradan nehirlerle denizlere karışıyorlar. Banyoda birkaç haftada eskittiğimiz ürün, dünyada bizden, çocuklarımızdan ve hatta torunlarımızdan bile daha uzun süre yaşayacak.

Banyonuzda Küçük Bir Devrim Yapmak

Peki bu döngüden çıkış var mı? Kendimizi bu tüketim çarkından nasıl azat ederiz? Cevap dedelerimizin ve anneannelerimizin banyolarında, tam da bıraktığımız yerde duruyor.

Klasik, tek bıçaklı tıraş makineleri, tarihini anlattığımız bu tüketim çılgınlığına karşı banyomuzda başlatabileceğimiz devrimin ilk adımı. Peki böyle bir makineye geçtiğinizde sizi neler bekliyor?

İlk olarak, plastik atık üretmeyi o saniye kesiyorsunuz. Çünkü makine ömürlük; torununuza bile miras bırakabilirsiniz. Kullandığınız tek şey ise %100 geri dönüştürülebilir, incecik metal yaprak jiletler. İkincisi, cildiniz size teşekkür etmeye başlıyor. Tek ve gerçekten keskin bir bıçak, cildinizi defalarca tırmalamadan, tek hamlede pürüzsüz bir tıraş sağlıyor. Ne batık kalıyor ne de kızarıklıklar. Üçüncüsü ve belki de en tatlısı ise bütçenize derin bir nefes aldırması. Sadece bir kez kaliteli bir makineye yatırım yapıyorsunuz ve o makineyi on yıllarca kullanıyorsunuz. Sonrasında alacağınız geleneksel yaprak jiletlerin tanesi neredeyse bir sakız fiyatı. 

Tıraşı sabahları alelacele aradan çıkarılması gereken, kullan-at bir eylem olmaktan çıkarıp sıcak suyun, köpüğün ve metalin hissettirdiği kaliteli bir öz-bakım ritüeline dönüştürmek de cabası. İşte hem cildimize hem de dünyamıza iyi gelecek en kolay değişimlerden biri de tam olarak bu.

Kaynakça

McKendrick, N. (2012). The Birth of a Consumer Society: The Commercialization of Eighteenth-Century England. Indiana University Press. (Gillette'in "Bıçak ve Jilet" / "Razor and Blades" pazarlama modelinin tarihsel gelişimi ve tüketici davranışlarına etkisi).

Adams, R. B. (1978). King C. Gillette: The Man and His Wonderful Shaving Device. Little, Brown and Company. (King C. Gillette'in kullan-at jilet patent süreçleri ve I. Dünya Savaşı'nda orduya kitlesel dağıtım tarihi).

EPA (U.S. Environmental Protection Agency): Municipal Solid Waste Generation, Recycling, and Disposal in the United States (Yıllık Raporlar). (Her yıl çöpe atılan yaklaşık 2 milyar kullan-at tıraş bıçağı ve kartuş atığı verisi).

Ellen MacArthur Foundation (2016). The New Plastics Economy: Rethinking the future of plastics. (Çoklu malzemeli preslenmiş plastiklerin/kartuşların geri dönüştürülememe sebepleri ve denizel ekosistemdeki kalıcılığı).

Draelos, Z. D. (2012). Cosmetic Dermatology: Products and Procedures. Wiley-Blackwell. (Çoklu bıçaklı jiletlerin "pulling and cutting" tekniğinin neden olduğu Pseudofolliculitis Barbae / batık ve tıraş yanığı vakaları).

Journal of the American Academy of Dermatology (JAAD): Evaluation of Razor Blade Technology on Cutaneous Irritation. (Tek keskin bıçaklı geleneksel tıraşın cilt bariyerini koruma ve irritasyonu azaltma üzerine karşılaştırmalı incelemeleri).

visamaestromastercardtroy