1970–2020 arasındaki 50 yılda izlenen omurgalı popülasyonları ortalama %73 düştü. Bu türlerin yok olduğu anlamına gelmiyor ancak aynı türün farklı yerlerdeki popülasyonlarının ortalama büyüklüğünün hızla eridiğini ortaya koyuyor. WWF’in 2024 yılı Living Planet Raporu’na göre en sert düşüş %85 oranıyla tatlı suda gözlemlenmiş. Karada %69, denizlerde ise %56 olarak devam ediyor. Bölgesel olarak ise en çok Latin Amerika ve Karayipler’de bu azalmayı görüyoruz. Bu ne yazık ki sadece bir doğa haberi değil; gıdadan suya, ekonomiden sağlığa uzanan bir yaşam standardı riski.
Peki bu büyük düşüşün ana nedenleri neler? Rapor, fotoğrafı netleştiriyor: habitat kaybı ve bozulması, aşırı ve sürdürülemez hasat (avcılık, yasadışı yaban hayatı ticareti, aşırı balıkçılık), istilacı türler ve hastalıklar, iklim değişikliği. Özellikle gıda sistemlerimizin arazi kullanımı ve su tüketimi üzerindeki baskısı kritik; yanlış teşvikler ve zayıf denetimle birleşince popülasyonları aşağı çeken bir ekolojik asansöre dönüşüyor.
Afrika orman fili
Uluslararası Doğa Koruma Birliği’nin Kırmızı Listesinde kritik tehlikede. Son 30-31 yılda nüfusu %86’dan fazla azaldı. Neden? Çünkü özellikle fildişi için kaçak avcılık yapılıyor ve orman habitatları parçalanıyor. Fil yok olduğunda yalnızca bir türü değil; tohum taşıma gibi ormanın kendi kendini yenilemesini sağlayan bir ekolojik işlevi de kaybediyoruz.
Vaquita (Körfez Muturu)
2024 gözlemlerine göre dünyanın en nadir deniz memelisi olan Vaquita’nın Meksika’daki yaşam alanında en az 6-8 birey kaldığı düşünülüyor. Koruma ve ağsız alanlar olmadan geri dönüş neredeyse imkânsız.
Açık okyanusun sessiz alarmı: Köpekbalıkları ve vatozlar
Tür bazında bir örnek değil ama çarpıcı bir resim sunuyor bize: açık okyanus köpekbalığı ve vatoz popülasyonları 1970’ten bu yana %71 azaldı. Bunun temel sebebi balıkçılık baskısının 18 kat artması. Apex (üst düzey) yırtıcılar kaybolduğunda, tüm trofik ağlarda domino etkisi görüyoruz.
1) Habitatı korumak ve geri getirmek (30x30 hedefi).
Korunan alanların miktarı kadar bağlantılılığı da önemli: nehirlerin serbest akışı, orman yamalarının birbirine bağlanması, denizlerde ağsız çekirdek bölgeler… Tatlı su için sulak alan restorasyonu, akarsu boyunca tampon bölgeler ve kritik göç koridorları da etkili çözümler.
2) Gıda sistemlerini dönüştürmek
Arazinin en büyük kullanıcısı tarım. Ormansızlaşma olmadan tedarik, israfı azaltma, yüksek etkisi olan ürünlerde (örn. sığır-mera genişlemesi) sıkı denetim şirketlerin ve devletlerin atması gereken adımlar. Tüketici tarafında ise daha az israf, bitki ağırlıklı menüler, yerel ve karbon ayak izi düşük ürünler arz-talep dengesini etkiler.
3) Aşırı/yan avı durdurmak
Denizde yan avı azaltan av araçları, gözlemci ve elektronik izleme, yasadışı, bildirimsiz ve düzensiz balıkçılığa sıfır tolerans şart. Açık okyanus köpekbalıklarında görülen sert düşüşün yavaşlatılması, pratikte kota, kapatma ve teçhizat reformları ile mümkün.
4) Kaçak avcılık ve yasa dışı ticareti bitirmek
Kaynağında korumayı desteklemek, kaçak avcılık yapanlar için yüksek cezalar ve önlemek için yüksek denetim şart. Tüketici tarafında ise fildişi/egzotik yaban ürünlerine sıfır talep oluşturmak çok önemli. Fil örneği, pazar talebinin sahayı nasıl etkilediğini en net gösteren vakalardan biri.
5) İklim eylemini hızlandırmak
Isınan nehirler, okyanus asitlenmesi, sıcaklık dalgaları da popülasyon düşüşlerini katlıyor. 1,5°C hedefi kâğıt üstünde kalırsa LPI’deki negatif eğrileri tersine çevirmek zorlaşacak.
Birey: Alışveriş sepetinin bir oy pusulası olduğunu her seferinde bıkmadan tekrarlıyoruz. Sertifikalı, şeffaf veri paylaşan markaları seçmek, deniz ürünlerinde sürdürülebilir avcılık etiketlerine bakmak, tek kullanımlıkları azaltmak, bağış ve gönüllülükle sahadaki ekibe yakıt olmak yapabileceğimiz şeylerden sadece bazıları.
Şirket: Bilim-temelli hedefler, ormansızlaşma olmadan tedarik, yan avı düşüren inovasyonlar, hepsi hem tüketici hem yatırımcı nezdinde yeni normal haline gelirse bu hızlı azalmanın önüne geçebilmek için bir şansımız olur.
Devlet: Ekosistem restorasyonu için bütçe, doğa-pozitif teşvikler, su/orman/deniz koruma mevzuatının uygulanması, sıkı denetim ve kaçak avcılıkla sert mücadele şart.
Kısacası, bu tablo değiştirilemez bir yol değil. Politika, piyasa ve bireysel çaba birleşirse eğriyi bükemememiz için hiçbir sebep yok. Bugün atılan küçük bir adım (örneğin menüde bir seçim, rafta bir marka tercihi, belediyeye bir dilekçe) yarın başka bir popülasyonda balon etkisi yaratabilir. Doğa, doğru sinyali alınca şaşırtıcı bir hızla toparlanabiliyor. Biz yeter ki o sinyali ısrarla verelim!